Anasayfa>İngilizce'yi ne kadar zamanda öğrenirim? İngilizce niye bu kadar zor!
|
"İngilizce'yi öğrenmem ne kadar sürer", dil öğrenimi söz konusu olduğunda en sık karşılaşılan sorulardandır. Bu noktada iki etmene dikkat göstermek gerekir. Birincisi, "öğrenmenin sonu yoktur". Bu açıdan, öğrencinin anlatmak istediği, "işimde veya okulumda ya da yurt dışında vs. beni sıkıntıya düşürmeyecek, günlük yaşantımı sürdürebileceğim bir düzeyi ne zaman yakalayabilirim" sorusunun yanıtıdır ki öğrenci, zihnindeki seviyeyi bir talep olarak öğretmene iletecektir ve bu talep doğrultusunda derslerin ne kadar süreceğine dair bir ipucu elde edilecektir. Bir dil olarak değerlendirildiğinde İngilizce'nin en "zor" denebilecek yönleri iki noktada toplanmaktadır: 1- Kelime sayısı ve kelimelerin kullanımı; 2- Telaffuz (yazıldığı gibi okunmaması, konuşurken kelime yutmaların çok olması vs.). Gerçekten de İngilizce, gramer açısından dünyanın en kolay öğrenilebilecek gelişmiş dillerinden biridir (bu benim bireysel görüşüm değil). Ama kelime sayısı olarak da dünyada ilk sıradadır. İngilizce'yi "ESL (as a second language, ikinci bir dil olarak)" sürecinde öğrenenler, bu noktada bazı konularda bilinçli olurlarsa bu engelleri aşmamaları için hiçbir neden yok. "Ne gibi konular?", hemen birkaç örnek sunayım. -Kelime sayısı ne kadar çok olursa olsun günlük hayatta kullanılan kelimelerin sayısı birkaç bini geçmez (İngilizler için bile!), bu konuda bir şeyler yapmak gerek o zaman... Yine kelimelerle ilgili olarak önce eylemler (fiiller) üzerinde mi durmak daha yararlı olacaktır yoksa sıfatlar ya da zarflar vs. üzerinde mi...? -Bir başka örnek, konuların hangi sıra ile öğrenilmesi gerektiğidir. Sözgelimi "To Be"yi tam olarak anlamadan tense'lere (zaman) geçmek çok büyük bir kayıptır, ya da "tense" ve "modal"ları tamamen bitirmeden "passive"i anlatmak çok "dağınık" bir öğrenme olacaktır. Bu gibi o kadar çok örnek verilebilir ki salt ders programının seyrinin bile, öğrenimi nasıl etkileyebileceğini varın siz tahmin edin... -Çok büyük çapta başka bir örnek ise ülkemizde dil eğitimi veren çok sayıda kurum ve kuruluş var ve yıllarla ölçülen sürelerle her birimiz İngilizce öğrenim görmekteyiz ama sonuç çoğunlukla hayal kırıklığı, belki de çok güvendiğimiz, peşin hükümlerle doğruluğunu kabul ettiğimiz bazı şeyleri sorgulamak gerek, dil eğitim-öğretiminde çok farklı, yepyeni yaklaşımlara ihtiyaç var sanki...? Hep işimizi kolaylaştırdığını düşündüğümüz bazı "gerçekler" aksine sürekli işimizi zorlaştırıyor olmasın... Size birkaç soru: Türkçe bilmeyen yabancı bir hocayla ne zaman çalışmak uygun olur? Bu konuda bakınız. Bir başka örnek, dil öğretiminde kullanılan (sadece Türkiye'de) onlarca metot var, hangileri, "hangi şartlar altında" geçerli? Takip edilebilecek yine onlarca [ama dikkatinizi çekerim, ortak noktaları bu kadar çok değil] kaynak var, bunların eksikleri neler olabilir (küçük bir örnek vermek gerekirse, ben şahsen, İngilizce ile ilgili kaynakların birçoğunda görülen "bölük pörçük" öğretim biçimine katılmıyorum. Örneğin İngilizce'de tense'lerin kendi içlerinde bir bütün olarak o kadar uyumlu bir mantığı vardır ki tense'leri bir bütün olarak öğrenmek öğrenci için çok büyük bir kolaylıktır, aynı derecede olmasa da bir bütün olarak ele alındığında modal'ların da [ve benzeri ifadelerin] kendi içlerinde gayet sağlam bir mantıksal ilişki yapısı vardır. Ama öğrenci tense'in birini kaynağın ilk sayfasında, ötekini son sayfalarda gördüğü zaman, bunları zihninde nasıl bir çerçeveye oturtabilir, takdir sizindir...)? Modal ve tense'leri bitirdiğinizde gramerin yarısını (hatta daha da fazlasını) bitirmişsiniz demektir zaten. Ve geriye kalan konularda da mantık örgüsü çok kuvvetlidir. Öğrenmenin hızını etkileyen ikinci ve daha önemli etmen ise derslerin ne kadar süreceğinin bazı faktörlerce belirlendiği gerçeğidir ki sonuçta, birden fazla faktör olduğu için "3 ayda", "1 senede" gibi ifadeler, temelde, bunu dile getiren öğretmenin zihnindeki programı anlatmaktadır. Kısacası, bu süre, normalde, değişkendir. Sözünü ettiğim süreyi etkileyen faktörlerden en başta gelenleri kanımca şunlardır:
* Öğrencinin dil konusundaki geçmişi ve halihazırda, dili öğrenmeye "hazırlık düzeyi", daha geniş bir ifadeyle, dil konusundaki bilişsel potansiyeli. * Öğretmen ve öğretmenin kullandığı metotlar. * Kaç kişi öğretim yapıldığı (bire bir derslerin en etkilisi olduğunu belirtmeme gerek yok) * Öğrencinin ne yoğunlukta bir ders programı takip ettiği ve öğrendiklerini, günlük hayatında ne kadar kullandığı (işinde, okulunda ya da bunlar dışında).
Bu tür bir süre sınırı (garantisi demeyelim:) belirleyen öğretici kaynağa (okul, hoca, uzaktan eğitim kanalları vs.) bu sınırın tam olarak kimler için geçerli olabileceğini sormanızı tavsiye ederim. Sözgelimi "3 ay" gibi bir sınır çizilmiş olsun. Bu sınır "kesinlikle" herkesi kapsayamaz. Belli şartları vardır. O şartlar yerinde ise söz konusu programın belli bir başarı yüzdesi (bu da dikkate alınması gereken bir konu) olacağından söz edilebilir. Örneğin ... mezunu, ... kadar dil tecrübesine sahip kişi, ayda ... kadar ders aldığında %..., ... seviyeye gelecektir denebilir. Öte yandan, bazı dil öğretim programları da dilin bazı yönlerine ağırlık vermektedir. Başka bir deyişle, grammar, reading, writing, listening ve speaking düzeylerinin hepsi programda yer almamakta veya çok farklı seviyelerde yer almaktadır ki bu gerçek de öğrenimin süresini önemli oranda etkileyecektir. Doğaldır ki bu, bir sınava hazırlık vs. süreci de olabilir ve bu durumda süre net bir şekilde kısalacaktır, daha elle tutulur, ileriye dönük tahminler yapılabilecektir. Ben şahsen bu konuda süre vermemekle birlikte, "öğrencinin talebince belirlenecek hedefe ulaşılabilecek "" garantisini vermekteyim. Çünkü bu, özel derste uyguladığım sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Elbetteki "en kısa süre" garantisi verebilmem, bu konuda kendime güvenmemle de ilgili. Kimisi kendi icadım olan farklı metotları içeren sistemim, esnek bir yapıya sahiptir ve hızı "çok büyük bir oranda" öğrenci belirlemektedir, öğretmen değil. Daha da önemlisi, öğretim sistemimin çok yönlü olması (gramer, reading, writing, listening ve speaking'i aynı anda içermesi) dolayısıyla, öğrenci öğrendiklerini ilk derslerden itibaren yaşantısında uygulayabilmektedir ki bu hem öğrencinin öğrendiklerini kalıcı kılmakta hem de yaptığı yatırımın meyvelerini hemen toplamasını sağlamaktadır. Öğrencilerimin yaklaşık %60'ı ile (yalnızca) ders yapmaktayız. Ve yine öğrencilerimin kadarı, içerisinde, rahatlıkla yurtdışına çıkabilecek seviyeye gelmektedir (yani yalnızca gramerde değil; reading, writing, listening ve speaking'te sorunlarını çözmekteler). Saat üzerinden hesapladığınızda, söz konusu rakamlar toplamda saat demektir. Benim önerim haftalık 3-10 saat arası ders alınmasıdır (özel ders bağlamında tabii). Haftada 10 saatten fazla ders alınmasını salık vermem (ders dışında da çalışacağınızı, ya da İngilizce ile bir şekilde vakit geçireceğinizi unutmayın; bir dili zamana yayarak [çok da esnetmeden tabii:] öğrenmek en sağlıklı öğrenme biçimidir).
Mustafa AKAGÜNDÜZ-English Language Instructor
|